Hamile Anne
 
 
 
 
Son Dakika

Yenidoğan RS Virüsü

Yenidoğan RS Virüsü

Yılın Ekim ve Nisan ayları arasında görülen RS virüsünü duymamış olabilirsiniz.

6 Haziran 2013 Perşembe 13:47
Yazdır

Ancak yenidoğan uzmanları ve bebekleri prematüre doğan ailelerin büyük bir kısmı bu virüsü gayet iyi tanıyorlar.


RS virüsü akciğeri yetersiz çalışan vücutları çok seviyor. Hızla ilerliyor ve başka hastalıklara da davetiye çıkarıyor. Her yerde bulunan ve çabuk bulaşan bu virüsten küçük bebekleri özellikle prematüreleri titizlikle korumak gerekiyor.

Gerçekte bu bilinmeyen bir virüs değil. Ortalıkta bir virüs… Ancak prematüre bebeklerin bazı problemleri var. Akciğer gelişimleri tamamlanmadan doğuyorlar ve akciğer kapasiteleri çok küçük. Mesela biz 20 nefesle kendimize yeterli oksijeni sağlarken onlar 40-50 nefes almak zorundalar.

Prematüre bebekler son aylarını anne karnında tamamlayamadan doğmuş oluyorlar. Hamilelikte anneden bebeğe antikorlar son üç ayda geçer ki bunlar zamanında doğan bebekler için bağışıklık faktörleridir.

Böyle olunca prematüre bebeklerde ciddi bağışıklık eksiklikleri yaşanıyor ve bu tür virüslerle savaşmaları çok zor oluyor. Bu virüsün prematüre bebeklerde bir tehlikesi daha var. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bu virüs prematüre bebeklerin apse dediğimiz nefes duraklarını artırabiliyor. Hatta bitmiş olanları tekrar başlatabiliyor.

Bu virüs bazen de uyku apnesi şeklinde başlayıp, nezleye sonradan da alt solunum yolu enfeksiyonuna dönüşebiliyor. Bu yüzden RS virüsünün salgın yaptığı Ekim-Nisan döneminde yenidoğan bölümlerinde dikkatli olunur.

Uyku apnesi sorunu zamanında doğan bebeklerde olmamalıdır. Eğer böyle bir sorun yaşanıyorsa mutlaka bir nedeni vardır, araştırılmalıdır.

Geç prematüre dediğimiz bebekler var. Onlar zamanında doğmuş kabul ediliyor ama aslında değiller. 35-37 hafta arasında doğan çok fazla bebek var. Bunlar anne karnındaki süreçlerini neredeyse tamamlamış ama eksik kalmış bebekler. Bu yüzden bunlarda riskli grup içinde yer alıyorlar.

RS Virüsü nedir?


Başka nezle virüslerinden çok farkı olmayan bir virüstür. Tüm dünyada yaygındır ve salgınlarını belli dönemlerde yapar. Isı farklılıkları yaşayan ülkelerde çok tipik dönemleri vardır.

Yapılan araştırmalar Ekim aylarında artarak başlayan, Ocak ve Şubat aylarında maksimum seviyeye ulaşan, Mart ayında azalmaya başlayan ve Nisan ayında da kaybolan bir dönemi vardır.

RS Virüsü belirtileri aynı soğuk algınlığı belirtileridir. Yalnız prematüre bebeklerde nefes durakları ile başlayabilir. Ya da bir yorgunluk, ateşle başlayıp bir iki gün içinde hemen kendini nezleye çevirebilir. Ama bizlerde ve daha büyük çocuklarda bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar.

RS Virüsü üst solunum yolu enfeksiyonu olarak başlar ve burun akıntısı çok fazladır. Özellikle hasta olan bebeklerin ağzı burnu dolar. Sekresyonları, solunumları artar. Nefes almaları zorlaşır.

Bir iki gün içinde virüs daha aşağılara inmeye başlar. Gerek ailelerden alınan şikâyetler gerekse uzman dinlemelerinde bu bebeklerin ciğerlerinde ıslık tarzı ötmeler duyulur. Hava yollarında yarattığı ödem nedeniyle aynı astım krizine benzer nefes darlıkları gözlenir.

Tüm ilaç tedavilerinde hastalık sürecini kısaltan ciddi bir ilaç yok. Nefes açıcılar verilerek, ödem azaltılmaya çalışılır ama yapılan çalışmalar bu ilaçların hastalık sürecini kısaltmadığını gösteriyor.

Bu yüzden ailelere bunun bir hafta on gün kadar süreceği, ne ilaç verilirse verilsin sürecin yaşanacağı söylenir ki bebek iyileşmiyor diye heyecanlanmasınlar. Bu bir enfeksiyon sürecidir.

RS virüsünü tehlikeli yapan ise bazen sürecin burada kalmamasıdır. Prematüre bebekler ya bu enfeksiyona karşı ya da enfeksiyonu aldıkları için daha duyarlı oluyorlar. Ve daha sonraki dönemlerde geçirdikleri bir üst solunum yolu enfeksiyonunda da astım tarzı belirtiler yaşamaları büyük olasılık. Bu yüzden 6 aydan önce bebeklerin bu virüsle tanışmamaları gerekmektedir.

RS Virüsü vücuttan temizleniyor ama orada bir hasar bırakıyor. Ciğerlerdeki dokular, bronşlar, bronşiyollar etkileniyor ve bu bebekler bir daha enfeksiyon geçirdiklerinde buralarda reaksiyon gelişmesi daha çabuk oluyor.

RS Virüsü öncelikle prematüre bebekler, sonra doğumsal kalp hastası olan bebekleri etkiliyor. Ameliyat olmuş olsalar bile kalbin akciğerlere bindirdiği yük nedeniyle bu bebeklerde çok ciddi hastalanabiliyorlar. Tekrar yoğun bakıma yatma riskleri çok yüksek oluyor.

Bağışıklık sistemi bozuk olanlarda risk grubuna giriyor. Yetişkinler içinde bu söz konusu. Mesela kış aylarında torunuyla birlikte hasta olan yaşlılarda olabiliyor. Sadece bir nezle gibi geçirmiyorlar, alt solunum yollarına inen virüs onlarda da ağır tablolar oluşturabiliyor.

Akciğerlerin kendini rahat temizleyemediği Kistik Fibroz hastalığı olanlarda da bu virüs tehlike yaratıyor. Kanser tedavisi alan bebek ve çocuklar çok riskli. Özellikle kemik iliği transplantasyonu gibi bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda RS virüsünden korkulmaktadır.

Kış mevsiminde aileler taburcu edilirken mutlaka uyarılmaları gerekiyor. Aileyi uyarmadan, ona gerekli bilgilendirmeleri yapmadan istediğiniz ilacı verin bir etkisi olmaz. Bebekleri kış aylarında kesinlikle kalabalıktan korumak gerekiyor.

Bebek olan eve gelen herkesin elini iyi yıkaması gerekir. Evde nezle olmuş biri varsa bebekten kesinlikle uzak durmalı. Bu kişi anne ise maske takmalı. Her hapşırıp, öksürdüğünde elini ağzına götürmüşse mutlaka elini yıkamalı.

Diğer önemli bir nokta evde okula giden kardeşlerdir. Bizim ülkemizde anaokuluna çok küçük yaşta başlanmıyor ama 4-5 yaşındaki kardeşlere bebeği çok öpmemesi, hasta olduğunda bebeğe yaklaşmaması gerektiği anlatılmalıdır. Eğer daha küçük bir çocuk ise oyunlarla bebekten uzaklaştırılmalıdır.

Bazen de aileler çok korumacı olabiliyorlar. Yaz aylarında bile sağlıklı bebekleri aylarca tecrit ediyorlar. Buna gerek yok. Önlemler kış aylarında ve hassas bebekler için titizlikle uygulanmalıdır.

Hasta bebeklere anne sütü ilaç gibi verilebilir. Annenin sütünün azalmaması ve devamının sağlanması için evdeki insanların destek olması, annenin iyi beslenmesi, dinlenmesi, yeterli sıvı laması lazım.

RS Virüsü için diğer bir önlem ise aşı. Bu, klasik aşılar gibi bir aşı değil. Bu aşıyla virüse karşı oluşmuş bağışıklık maddesi doğrudan verilebiliyor. Bu sayede kış aylarında bebeklerin korunması çok daha başarılı oluyor.

Hastalık dönemi boyunca her ay tekrarlanması gereken bir aşı bu. Nedeni pasif bir aşı olması ve koruyucu maddenin vücutta bir süre sonra azalmaya başlaması. Bağışıklık seviyesinin vücutta belli bir seviyede tutulması için aşının her ay yapılması gerekiyor.

Doktorlar yeni bir aşı çıktığında temkinli yaklaşır. Gerçekten etkili mi, yararlı mı diye… Ama bu aşı rüştünü ispatladı. Ciddi bilimsel araştırmalar ve teknolojiler kullanılarak geliştirildi. Yaklaşık yedi yıldır dünyada uygulanıyor.

Bu aylarda bir bebek hastaneden çıkıyorsa ve 32 haftanın altında doğmuş ise, taburcu olurken aşıya başlanabiliyor. Kronik akciğer hastalığı olan, başka ilaçlar kullanarak hastaneden taburcu olup, akciğer problemleri devam eden prematüre bebeklere de 2 yaşına kadar kış dönemlerinde bu aşı öneriliyor.

Prematüre bebeklerde risk çok fazladır, hatta yaşanan alt solunum yolu enfeksiyonları ölümcül olabilir. Bu yüzden aşılanmaları önemlidir.

Henüz tartışmaları tamamlanmamış bir grupta var. 2009 yılında Amerikan Pediatri Akademisi’nden onayı alınan ve Türk Neonatoloji Derneği’nin sorgulamasına devam ettiği 32-35 hafta arasında doğmuş geç prematüre bebekler.

Bu bebeklerde akciğer hastalığı varsa aşı öneriliyor zaten. Ama bebek doğduktan hemen sonra kreşe gidecekse ya da evde yuvaya giden bir kardeş varsa RS virüsünü eve taşıması olası ise; bebek, doktor ve aile değerlendirmesine göre aşı olup olmamasına karar verilebiliyor.

Aşı oldukça maliyetli… Büyük bebeklere 3 doz öneriliyor, risk grubunda olan bebeklere beş doz.  Hastalık başlamışsa da aşı yapılabiliyor. O kışın aşı yapılarak geçirilmesi öneriliyor.

Pahalı bir aşı olduğundan Türk Neonatoloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı’nın ortak çalışmalarıyla ailelere aşının geri ödemesi yapılabiliyor.

Bunun için bir devlet hastanesinden onay almak gerekiyor. Hastalık raporunu götürüyorsunuz ve devlet hastanesinden alınan onayla aşının bedeli devlet tarafından ödeniyor. Aşının kimlere yapılacağı çok kesin belirtilmiştir.

Pnömokok aşısı, pnömokokun 13 kuzenine karşı geliştirilmiştir. Ama bu aşılar bebek RS virüsü enfeksiyonu geçirirken bir de üstüne pnömokok pnömonisi geçirmesin diye önemlidir.

Çünkü bu tablo hayatidir. Ayrıca pnömokok aşısı 2. aydan itibaren vurulmaya başlanır. Oysa riskli bebeklerin kış aylarında hastaneden ayrılırken bu aşıyı olmaları gerekir.

Bu durumda ailenin tek ya da daha fazla çocuğu olup olmaması önemlidir. Tek çocuklular normal hayatlarına devam edebilirler. Nezle grip olduklarında maske takmalılar.

Baba hastaysa bebekten bir süre uzak durmalı. Anne hastaysa maske kullanmalı ve elini çok iyi yıkamalı. Ve çok kalabalık yerlere bebeklerini sokmalılar. Kış aylarında bebeklerin açık havaya çıkarılmasından korkulmamalıdır. Açık havadan bu virüsler bulaşmıyor.

Kardeşli bebeklerde, kardeş okula gidiyorsa ve bebek risk grubunda ise mutlaka aşılanması gerekir. Kardeşin okuldan eve geldiğinde ellerini iyi yıkamak, nezle grip olduğunda bebekten uzak tutmak gerekir.

Özellikle hastalık ilk iki gün çok bulaşıcıdır. Öpmemesi ve ellememesi gerekir. Çünkü virüs bir saat kadar ellerde yaşayabiliyor.

Anahtar Kelimeler: bebeklerde RS, Rs Virusu,
Bu haber toplam 1537 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
Yenidoğan sünneti için ideal zaman
Gebelik Döneminde Bebeklerin Büyüme Geriliği
Doğumda yeni trend "tohumlama"
Erkek çocuğa gebelikte parasetamole dikkat
Bebeklerde Reflü Oluşumunu Tetikleyen 6 Hata
Otizm'de Erken Tanı ve Tedavi Önemlidir
Bebeklerde Gaz Sancısını Gidermek İçin Tavsiyeler
Bebeklerde Cilt Sorunları
Bebeklerde Solunum Yolu Hastalıkları
İkizlerde Özel Durum
Bebeklerde Sarılık
Yenidogan Bebeğe Testler
Bebeklerde İlk Muayene
Bebeğim Neden Kusuyor?
Yeni Doğan da Sünnet
Yenidoğan Bebeklerde İşitme Testi
Bebeklerde Kabızlık Nasıl Geçer?
Bebeğinizin diş ağrısını nasıl hafifletirsiniz
Bebeklerde Süt Dişlerinin önemi
Kızamık hastalığına kırmızı alarm!
Çocukken mutlaka yaptırılması gereken aşılar
Suçiçeği virüsüne karşı 2. doz aşı ile, 2 kat koruma…
Aşı ile gripten korunun!
Çocuğunuzu zehirlenme tehlikesinden uzak tutun
Bebeğinizin güvenliği konusunda bu noktaları atlamayın
Bebeklerin de kan şekeri düşüyor!
Doğuştan kalça çıkığı erken tanı ile kolayca tedavi ediliyor
Yenidoğanlarda göz hastalıkları
Çocuğunuzun işitme kaybını erken yakalayın
Erken ortodontik tedavi ile sağlıklı ve güvenli bir diş yapısı…
Biberon çürükleri ve süt dişlerinin önemi